Rabbine Saygı Duyan Delile İtibar Eder

-İnsanı ayakta tutan en sağlam sistem dindir-

Hakikati aramanın, gerçeğin peşinden gitmenin, doğru olanı savunmanın önem ve gereğini herkes bilir. Bu nedenle Beyyine suresi, “Kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine açık kanıtlar; tertemiz sahifeler ileten Allah’ın elçisi ve (o sahifelerde yazılı) dosdoğru hükümler gelinceye kadar gözden çıkarılacak değillerdi.” (1) ayetleriyle başlar.

Ehl-i Kitap’tan veya diğer inandığını iddia eden herkesten beklenen tavır, hakikate tam bir teslimiyettir. Onların Kitap ehli olmasına rağmen diğer müşriklerle birlikte anılması, muhtemelen hakikat karşısında inatla inkârcı bir tutum takınmalarından kaynaklanır. (2) Ve elbette gerçek çok güçlüdür. İnsanı güvende tutar. İnkâr edilmesi, hangi sebeple olursa olsun kişiyi şeytanlaştırır. Güvenlik ihlali oluşturur. İnsanları birbirine düşman yapan ve dünyayı altüst eden bu tavırdır ve çok tehlikelidir.

Hakikat o kadar güçlüdür ki Allah’ın bir insanı gözden çıkarması, onun inkâr etmesiyle başlar. Kötü eylemlerinin mizacına sirayet etmesiyle devam eder. Ve günahlarının geri dönemez şekilde bütün benliğini kaplamasıyla son bulur. Kur’an’ın insanı gerçeği savunanlarla ona karşı çıkanlar diye tefrikaya düşürmesi, ayrı ayrı gruplara bölmesinin sebebi de budur. Kim menfaatleri peşinde kim doğru olanı istiyor böylece belli olur. İmtihanlarla dolu hayatın işleyişi de bu minvalde hareket eder.

Tarihte peygamberlerin düşmanlarının olması kadar ürkütücü bir durum yoktur. Ne yazık ki acı gerçek de budur.

Allah’ın elçileri eliyle ortaya koyduğu gerçek din, kayyumdur. Dimdik ayakta duran, kendi kendine yeterli, adil, özgür ve eşit bir dünya oluşması için ihtiyaç duyulan bütün unsurları bünyesinde taşıyan bir sistemi tanımlar bu. Aynı şekilde elinden tuttuğu insanı da ayakta tutan yegâne düzeni vazeder. Özgür bireyler, ancak gerçek din sayesinde başkalarına kul ya da köle olmadan yaşayabilirler. Dolayısıyla otoriteyi sadece Allah’a ait kılmak bir zarurettir. Başka bir ifade ile Allah’a ait olan bütün topluma eşit bir şekilde yayılan/tanınan hakları temsil eder. Buna göre ekonomik, sosyal veya siyasi hiçbir gerekçe insanı boyunduruk altına alamaz. Yaşamak için ihtiyaç duyduğu gereksinimleri ona bir lütuf olarak sunamaz. Dahası başına da kakamaz. İşte dosdoğru yol budur.

O hâlde Rabbine saygı duyan delile itibar eder. Hakikatin peşinden koşar. Gerçeği arar. Bulduğunda ise ona sarılır. Görmemiş, duymamış gibi yapmaz. Zira gerçeğe arkasını dönmek, doğruyla karşılaştığı hâlde kayıtsız kalmak, insanın kendisini değersiz kılacak bir zamana hapsetmesi demektir.

Dipnotlar:

(1) Beyyine suresi, 1-3. ayetler.

(2) Ehl-i Kitab ile Mekkeli müşriklere aynı hüküm içinde yer verilmesi, hakikat arayışını terk ettiğinde bir müşriğin Ehl-i Kitab olmasının önemini kaybettiğini gösterir.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Tahrim Suresi Bağlamında Kadının Ailesini Koruması

-Evlenmeden önce mutlaka okunması gereken sure- 1. Ey Peygamber! Eşlerin(den herhangi biri)ni memnun etmek için, …