Allah’ın Sözlerinin Tükenmemesi

İnşirah suresinin 7. ayetinin meali şu şekildedir:

فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ

“Öyleyse bir daha (vahiy almayıp) kendini (terk edilmiş ve) yalnız hissettiğinde sıkı dur.”

Ayet vahyin gelmediği anı resmeder ve elçiye bu durumda dahi sıkı durmayı tembihler. Bugün için ayetin manası, vahyin açık ve direk mesajlarının bulunmadığı durumları resmeder. Böyle zamanlarda inananlar, vahiyden edindikleri ahlak ve bakış açısıyla, yani bir mümin ferasetiyle hareket ederler. Allah’ın rızasının hangi söz veya davranış biçiminde olduğunu bu şekilde çözümlerler. Bu yaklaşım, doğru, mantıklı, sahih, adil ve meşru çizgi üzerinde durmaya çalışan “akl-ı selim’in temyiz kabiliyetine atıf yapar. Ve istikametini oluşturur. Dolayısıyla ortaya çıkan her doğru tespit, Allah’ın tasvip veya tasdik ettiği bir numune hükmündedir. Basiret ve feraset sahipleri, bunları duyar ya da görürse hemen anlarlar.

 

Lokman suresinin bazı ayetleri de şu şekildedir:

25, 26. [ÇOĞU İNSAN] gibi, şayet onlara, “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan, hiç tereddüt etmeden ”Allah’tır!” derler. De ki: “[O halde bilin ki] bütün övgüler yalnız Allah’a mahsustur!” Fakat onların çoğu [bunun ne demek olduğunu] bilmez. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Şüphesiz yalnız Allah, kendi kendine yeterlidir, bütün övgüler yalnız O’na mahsustur. (1)

Yaratan hamde layıktır.

 

وَلَوْ اَنَّ مَا فِى الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِهٖ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ

27. Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsaydı, denizler de mürekkep, sonra yedi deniz [daha] eklenseydi, Allah’ın sözleri yine de tükenmezdi: çünkü Allah, kudret ve hikmet sahibidir.

Hamde lâyık olan konuşur. O konuştuğunda da dinlenir.

 

28. Hepinizin yaratılması ve yeniden diriltilmesi, [O’nun için] tek bir can[lının yaratılması ve diriltilmesi] gibidir: Şüphe yok ki Allah, her şeyi işiten, her şeyi görendir.

İşiten ve gören bir Allah konuşur. Ve O konuştuğunda da dinlenir.

 

29. Bilmez misin gündüzü kısaltarak geceyi uzatan ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatan Allah’tır; O, her biri belirlenmiş bir vade içinde hareketini sürdüren güneşi ve ayı [kendi yasalarına] tâbi kılmıştır ve bütün yaptıklarınızdan haberdardır?

Yaratırken ölçü koyan Allah konuşur. Ve O konuştuğunda da dinlenir.

 

30. Gerçek budur: yalnızca Allah, Mutlak Hakikattir ve insanların O’ndan başka çağırdıkları her şey tamamıyla değersiz ve geçersizdir; çünkü yalnız Allah yüce ve gerçekten uludur!

Yüce ve gerçek olan Allah konuşur. Ve O konuştuğunda da dinlenir.

 

31. Görmez misin, gemiler Allah’ın lütfu ile denizlerde nasıl yol alıyorlar ve böylece Allah kendi varlığının bazı işaretlerini önünüze nasıl koyuyor? Kuşkusuz bunda, sıkıntılara sonuna kadar göğüs geren ve [Allah’a karşı] derin bir şükran duygusu taşıyanlar için mesajlar vardır.

Güçlü olan Allah konuşur. Ve O konuştuğunda dinlenir.

 

32. Nitekim dalgalar onları [ölümün] gölgeleri gibi kuşattığında, [o anda] bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah’a bağlanarak O’na sığınırlar: fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında [inanmak ile inkâr etmek arasında] kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.

Ona sığınmak demek, O konuştuğunda dinlemek anlamına gelir.

Son olarak;

Secde suresinin ayetlerinden ortaya çıkan mana da şu şekildedir:

Allah

Yaratır, konuşur.

Yeniden yaratıp konuşur.

Rahmet eder, konuşur.

Toprağı canlandırır konuşur.

Şekil verir, ölçü koyar konuşur.

Yaptıklarınızı kaydeder, konuşur.

Suç işleyenleri cezalandırır, konuşur.

Kötülüklerinize bedel ödetir, konuşur.

Can verir, düşünme melekeleriyle donatır konuşur.

Daha önce yaptığı rehberlikle Musa ile de konuşmuştur.

Şimdi yine vahyedip, yani Kitap indirip konuşuyor. Niye yadırgıyorsunuz ki?

Hülâsa secde suresinin indiriliş amacı şudur;

Kur’an, yaratırken konuşan Allah’ın Kitap indirirken de aynı şekilde kullarıyla diyaloga girdiğini ve âlemin yaratılışını izleyen insana Kitab’ın mesajları konusunda da hayret ve saygı ile teslimiyetten başka bir yol bulamayacağını öğretmek ve tabiatta görülen zecri iradenin kendisine indirilen İlahi mesajlar için de geçerli olduğunu bildirmek için indirilmiştir.

Kehf suresinde de bu konuda bir ayet vardır.  Şöyle ki:

قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبّٖى لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ اَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبّٖى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهٖ مَدَدًا

“De ki: ‘Rabbimin sözleri(ni yazmak) için denizler mürekkep olsa ayrıca deniz üstüne deniz katsak yine de Rabbimin sözleri bitmeden denizler tükenirdi.’” (2)

Kehf suresi ise, herkese hak ettiği karşılığın verileceğinden yola çıkarak hicret bağlamında müminler adına şu an ya da gelecekte Allah’ın takdirinin dışında bir beklenti içinde bulunmamalarının gereğini anlatmak ve dünyanın süsüne aldanmadan Allah’ın birliği, yani insanın saygınlığı hususunda ısrarla mücadele etmeye devam ederek bu uğurda her şeyden vazgeçmeleri gerektiğini öğretmek için indirilmiştir.

 

Özetle dünyanın imtihan konusu olan süsüne aldanmamak, Allah’ın birliğini yani, insanın saygınlığını savunmak hususunda ısrar etmek ve Elçi’yi takip etmek gerekir. Ki bunun sonunda insanı müjdeler bekler. Neticede anlamak isteyenler için bu kadarının da yeteceği vurgulanarak Allah’ın sözlerinden verilen örneklerin çok daha fazlasının bulunduğu dile getirilir.

Allah, gönderdiği Elçiler ve Kitaplar aracılığıyla kullarına doğru yolu göstermek için sayısız örnek vermiştir. Tek gerçek yaratıcı O’dur. Dolayısıyla Kitab dışında da doğru ve gerçek bütün bilgiler, O’nun ilminin bir parçası olarak yaratılmıştır. İnsanı hakikate götüren bütün yollar onun gösterdiği minvalde ilerler. O hâlde insanı doğru ve dürüst kalmaya ikna eden her tür söz ondan sudur etmiş sayılır.

Nitekim Kitab’ın dışında var olan yaratılmış her şey de birer ayettir. Böylece insana faydalı olan her söz veya nesne onun varlığına, gücüne ve lütfuna işaret eden birer delil/kanıt hükmündedir. Ki bu kanıtlar, bakan, gören ve gördükleri üzerinde düşünenlere okuduklarından çok daha fazlasını aktarırlar.

Dipnotlar:

(1) Lokman suresinin ilgili ayetleri, M. Esed Meali’nden alıntılanmıştır.

(2) 18 Kehf suresi, 109. ayet. (M. Esed Meali)

Bunlara da Bakabilirsiniz

Tahrim Suresi Bağlamında Kadının Ailesini Koruması

-Evlenmeden önce mutlaka okunması gereken sure- 1. Ey Peygamber! Eşlerin(den herhangi biri)ni memnun etmek için, …