—Müslüman’ın yüzü nereye bakar?—
İslam’ın barış, esenlik ve kurtuluş olduğunu daha çok insana anlatabilmek ve bu işi kırmadan dökmeden en güzel şekilde yapabilmek gerekiyor. Ancak sahip oldukları imkânlar açısından imtiyazlı olan kesimlerin iktidar üzerindeki güçlerini dikkate alarak onları kazanma çabalarının istenilen sonuçları vermeyeceği de çok açık. Çünkü onların yaklaşımları bir çeşit pazarlığa dönüşüyor. Samimi ve içten bir teslimiyet gösteremiyorlar. Hiçbir şekilde konumlarını kaybetmek ya da paylaşmak taraftarı değiller. Ele aldıkları her şeyi çıkarları doğrultusunda değerlendiriyor ve kendi renklerini vermekte ısrar ediyorlar.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
insanların düştüğü şu hendeklere bir bakın
adamı içkiden kurtarıp şeyhe kul yapıyorlar
hâlbuki sadece günahkâr idi
şimdi müşrik oldu
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
—vahiy yaşıyor—
Peygamberimizin “Mücadele” süresindeki kadınla tartışmasına bakılırsa, toplumun geleneksel yapısı içerisinde cereyan eden örflerle, gerekmedikçe çatışmama gayreti içinde olduğu anlaşılıyor. Bundan hareketle örf, adet olmuş ve toplumsal kabul görmüş geleneklerin insan haklarıyla ilgili olarak bir mağduriyet oluşturmadığı sürece reddedilmesi gerekmiyor. Ve bu tür toplumsal argümanların, ıslah acısından bir önceliği olmadığı anlaşılıyor. Söz konusu sürede kadını haklı çıkaran ayetlerin gelişine dikkat edilirse, şüphesiz insan hakları ile çatıştığı takdirde hiçbir geleneksel yapı olduğu gibi de bırakılmıyor.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
—Yeryüzü konuşması—
Şüphesiz depremlerin sosyal ve psikolojik olanları, medeniyetleri alttan alta sallıyor.
Yaşam tarzımız, tatil ve eğlence alışkanlıklarımız, para ve namus algılamalarımız
Olabildiğince çatışıyor ve değişiyor.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
türkülere şarkılara, ağıtlara, manilere bakıyorum.
hep yolu beklenen, yolunda ölünen,
delicesine sevilen,
ya da sitemle, nazla, olmadı hakaret ve haykırışla reddedilen,
bir aşk ve âşık var.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
—Pek mübarek ama aslı yok şeyler—
Geçenlerde kendime suçüstü yaptım.
Mevlit dinlerken yakaladım.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
Özgürlük, eşitlik ve adalet gibi düşünceler, temelde insanın varlık, oluş ve insan gibi algılamalarına yükleyeceği değerlerle şekillenir.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
Dua bir istektir. İçinde bulunulan hali değiştirme isteği…
Bir bakıma mevcut duruma bir başkaldırı ve isyandır.
İnsanın yeni arayışlar içinde olmasını sağlayan…
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
Ortak bir kültüre sahip insanların gördükleri rüyaları bir araya getirebilseydik, o ülkede yapılamayanlarla yapılmak istenenleri, yani geçmiş pişmanlıklarla gelecek kaygılarının en azından yakın gelecekte nasıl bir ortam oluşturabileceğini tahmin edebilirdik. Bu durumda, ya hayal gücünün kendi ulaşamadığı için başkalarına da yar etmeyen egosunun geçeği tahrif gücü karşısında, yanlış sonuçlara varır ya da belki bir gün elde ederim ümidiyle, mucizeleşmiş ve kehanetlerle ambalajlanmış heyecanlı bir bekleyişe adım atardık. Nasıl ki bir fikir, bir düşünce bir dünya görüşü olup da sahibinde dava konusu bir eyleme dönüşmeyince dışarıdan birilerinin görücü usulüyle diktirdiği iki beden büyük bir elbiseyle insanı şarlatana dönüştürüyor ve insan zamanla kendini, koskocaman bir hiçliğin içinde ucuz zevklerin palyaçosu gibi pandomim oynarken buluyorsa, muhayyilenin tarihsel olgulara süreklilik kazandırması ve çağlar boyu etkinlik kazanması için de, efsaneleşmesi gerekiyor. Gerekiyor ama arka planda tarihsel olguların sübjektif tasarımlarıyla oluşturulmuş bir art niyet olmadan. Yani reel dünyada putlaştırılmış bir özneden yoksun, nesnel bir gerçekliğin az çok yaşanmış olması kaydıyla.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel
İndiği zaman ve şartları ihmal ederek, sadece evrensel (tümel) ilkeler yığını halinde gelseydi; “Bir defada indirilmeli değil miydi” diyen müptezellerin inkârcı kurnazlığıyla, bir süre sonra hayattan kopuk, anlaşılmaz ve kompradorları elinde her türden sübjektif yorumlara gebe bir seranomi metni olurdu Kur’an. Oldu da. Aksine evrensel mesajı es geçerek, yalnız tarihsel (tikel) esasları gözetseydi; ya, asla ulaşılamayan bir asr-ı saadet hayaline, ya da bu hayale benzer şartların oluşması için bitip tükenmez bir bekleyişin kâbusuna dönüşürdü. Dönüştü de. Dahası, böylesi hülyalarla geçen bunca yılın başarısızlığı, mensuplarının yetersizliğinde değil de, belki ideolojiyle dayatılan resmi din anlayışlarının geleneksel yapısında aranmalıydı. Ama aranmadı, aranamadı.
Yazının devamı.. »
Tarih 30 Haziran 2010 Kategori
Genel